Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern)
Doğumu kabaca 532, yıl olarak. 1.500'e yakın yaşta, 336 sütunlu, biri ters biri yan iki Medusa'lı bir sarnıç. Justinianus'tan James Bond'a...

Kısaca
- 6. yüzyılda I. Justinianus'un Stoa Bazilikası'nın altına yaptırdığı sarnıç; İngilizce adı Basilica Cistern.
- En bilinen efsaneleri ters ve yan konmuş Medusa başları ile Ağlayan sütun.
- Gidiş T1 tramvay, Sultanahmet durağı; gezmek 30-45 dakika sürüyor.
- Kalabalıktan kaçmak isteyene birkaç dakika ötedeki Şerefiye Sarnıcı.
Yerebatan sarnıcına kaç defa girdim hatırlamıyorum, çünkü lisedeyken arkadaşlarla İngilizcemizi geliştirmek için ücretsiz rehberlik yapardık haftasonları. Yemek ısmarlamalarına izin verir, para almazdık. Benim diyen İstanbulludan iyi bilirim oraları... #iyimuz

Turuncu ışıkta uzayıp giden tonozlar ve sütun sıraları. Fotoğraf: © Attila Erbilir

Başını kaldırınca: tuğla çapraz tonozlar. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Yerebatan nedir, ne zaman yapılmış?
Şimdi sarnıcın hikayesi oldukça ilginç. Öncelikle ismin nereden geldiğine bakalım. Halk arasında Yerebatan Sarayı, yapı ismi Yerebatan sarnıcı, İngilizce adı Basilica Cistern. Saray mevzuu sütunlu iç yapısının saraya benzetilmesinden ibaret, ok bu değil geç :) Cistern basit, sarnıç demek. Bazilika ise Bizans zamanında kamu binası, halk meydanı anlamına geliyor.
Efendim uzatmıyorum İmparator I. Justinianus o sırada o arazinin üzerinde olan Stoa Bazilikası'nın altına 6. yy'da inşa ettiriyor, isim ne oldu? Basilica Cistern.
Bizim osmanlar bunu unutuyor. İnanılır gibi değil ama evet unutuyorlar. Peki bunu nereden biliyoruz? Kaynağı aha bu: 1540'larda Kral I. François'nın İstanbul'a gönderdiği Fransız âlim Petrus Gyllius (Pierre Gilles), sarnıcı ararken tesadüfen içinden aşağı inen bir geçit olan bir eve giriyor. Mahalleli her gün kuyulardan su çekiyor ama altında ne olduğundan habersiz. Ev sahibi meşaleleri yakıyor, Gyllius'u küçük bir kayığa bindirip suya gömülü sütunların arasında dolaştırıyor, bir yandan da meşale ışığında zıpkınla balık avlıyor. Gyllius da oturup sütunları sayıyor: 336. Hepsini kendi kitabında anlatıyor (İngilizce çevirisi burada).
Vay yerebatana bak sen!

Taş sütunlar ve sudaki kusursuz yansımaları. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Efsaneler
Abilerim, ablalarım Medusa başları: biri ters, biri yan. Efsaneye göre bakanı taşa çevirmesin diye böyle konmuş. Gerçek muhtemelen daha sıkıcı: başka bir yapıdan sökülmüş taşlar sütun kaidesi yapılmış, yön de sütunun boyuna denk gelsin diye ayarlanmış.
Sonra Ağlayan sütun: tavus kuşu gözü desenli, sürekli nemli sütun. Sarnıcın yapımında ölen yüzlerce köle için ağladığı anlatılır. Muhtemelen sadece nem :)
Tırı and Vırı ama efsaneler güzeldir ya! Hayata bir anlam katar bence.

Ters Medusa başı; dibe atılmış bozuk paralar. Fotoğraf: © Attila Erbilir

Yan duran Medusa. Fotoğraf: Carole Raddato, CC BY-SA 2.0

Ağlayan sütun, hep nemli. Fotoğraf: Mattpopovich (CC0)
Pop kültür
Hikaye bu kadar değil tabii, James Bond 'From Russia with Love' (1963) filminde Bond sarnıçta kayıkla geziyor. Dan Brown Inferno'sunda da var. Özellikle son restorasyondan sonra daha da içerilere gidebildiğiniz platformlar yapıldığı için deneyim eskiye göre çok daha tatmin edici.
Bir de Şerefiye var
- Yerebatan'a birkaç dakika yürüme mesafesinde, Binbirdirek'te, Piyer Loti Caddesi'nde, yaklaşık 1.600 yıllık (5. yüzyıl, II. Theodosius dönemi) çok daha az bilinen bir sarnıç.
- İBB'de (Kültür AŞ). 17 Eylül 2026'dan beri T.C. vatandaşlarına her gün 10.00-18.00 arası kimlikle 1 TL. Her gün 10.00-22.00 açık. Müzekart geçmiyor, Passo'dan online bilet var.
- İçinde ışık ve video gösterileri yapılıyor; kalabalıktan kaçmak isteyene ideal.

Şerefiye Sarnıcı, daha küçük ve sakin. Fotoğraf: Interfase, CC BY-SA 4.0
Pratik bilgi
- Gidiş: T1 tramvay, Sultanahmet durağı veya Sirkeci, Beyazıt'tan yürüme mesafesi
- En iyi saat: sabah açılışta veya akşamüstü
- Kuyruk, süre: yaklaşık 30-45 dk yeter
- Bilet: yabancı ziyaretçilere gündüz 1.950 TL, gece 3.000 TL. İşletmesi 2026'da Vakıflar'a geçti, yerli tarifesi de değişti, Müzekart geçmiyor; detaylar için resmi siteye bakabilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı, 1830'lar. Su o zaman sütunların yarısına kadar. Gravür: Thomas Allom, Robert Walsh'un 'Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor' kitabından (Wikimedia Commons, kamu malı).
Fotoğraflar: Attila Erbilir ve Wikimedia Commons; çekenler ve lisanslar altyazılarda.
Reklam değildir, deneyim paylaşımıdır.
İyi şeyleri bulup gösteriyoruz. İyimuz nedir?
Son yazılar
Tümü- Laos'ta "yavaş tekne"Hani herkesin bir kere tecrübe etmesi gereken şeyler vardır ya, bu tam onlardan biri. Mekong nehrinde 2 gün süren sakin, yavaş bir seyir. Tam anlatılmaz, yaşanır denecek türden bir deneyim.
- Haliç'in İki YakasıHafta içi, gündüz, resmi tatil/bayram/protesto/derbi olmayan bir günde Galata'dan Karaköy'e inip, Eminönü turuyla tamamlamak, o köprüden yürümek bile yeter, giderken altından, dönerken üstünden ;)
- Gürcistan'da fıçı bira!?Gürcistan'da bira marketten alınmaz. Köşedeki dükkana girersiniz diye yapay zeka gibi başlamayacağız. Merkezde bir tekel var... 2sn dur, Hacı... 2sn dur [kısık sesle] Çok iyi


