Haliç'in İki Yakası
Hafta içi, gündüz, resmi tatil/bayram/protesto/derbi olmayan bir günde Galata'dan Karaköy'e inip, Eminönü turuyla tamamlamak, o köprüden yürümek bile yeter, giderken altından, dönerken üstünden ;)

Kısaca
- Rota: Taksim > İstiklal > Galatasaray > Pera > Galip Dede > Karaköy > köprü > Eminönü/Sirkeci.
- En iyisi hafta içi, gündüz; resmi tatil, bayram, protesto ya da derbi olmayan bir gün.
- Yeme durakları: Barış büfede ıslak hamburger, Galatasaray'da içli köfte, Gala'da kokoreç, Erzurum'da cağ kebap.
- Bonus: Tünel, 1875'te açılmış dünyanın ikinci metrosu.
Turistik gezinin en iyisi rehbersiz ✅, habersiz ✅, gideceğiniz yerin gün içerisindeki insan yoğunluğu ile sizin de zevk alabileceğiniz optimum günleri ve saatleridir⚖️ (mükemmel formül oldu). Bu rota için bunu mutlaka uygulamalısınız.
Şimdi rotayı bilenler bilir, bilmeyenler de okudukça öğrenir. Bu rotayı yapmanın birçok yolu var. Amacımız basit, Galata Köprüsü'nün iki yakasını keşfetmek. Güney yakasında Kapalı Çarşı (Grand Bazaar), Arkeoloji Müzesi, Aya Sofya (Hagia Sophia) var, Sultanahmet Camii (Blue Mosque) var, Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern), Eminönü, dükkanlar, yemekler, saymakla bitmez. Kuzey de kendine has, mimari farklı, restoranlar farklı, dünyanın ikinci metrosu var bir kere 1875'te açılmış, sonra Haliç'e nazır meyhaneler var çok hoş, yeni nesil kafeler vs. Bir de asla olmaması gereken Galataport var ki o projeyi vatandaş olarak desteklemediğim için gitmiyorum. Protesto ediyorum. Sahiller halkındır!

Tünel, 1875'ten beri aynı işi yapıyor: bir yukarı, bir aşağı. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Seçenekler bol olunca en iyisi ben favori rotamı paylaşayım istedim. Yılda bir veya iki defa yapabiliyorum sanırım ve gözlemci yönü daha baskın bir insan olduğumdan bu kadarı çok hoşuma gidiyor ve yetiyor :) Hazır mısın?
Rota nereden başlıyor?
Taksim metrosu meydan çıkışından yaya olarak çıkarım. Önce "Oha bu ne biçim bir yer" düşüncesini sindirir, anıları es geçer (üniversitede okurken her gece çıkardık), Barış büfeden tek ıslak hamburgerimi alır çıkarım, onu yerken plastik tutamacın üçgen köşelerini dışa değil hamburgere doğru katlarsanız daha az salçalanırsınız (bu tecrübe kolay elde edilmedi).
Hafif hafif Galatasaray'a doğru yaylanırım. Yolda kötü restorasyonlar, neşeli turistler, Araplar yoğunlukta şimdilerde, bolca başka ülkelerden gelenler de var tabii, dandik ve harika dükkanlar eşliğinde İstiklal manyaklığını içeriden izlemek kısa bir süre için süper. Sonra mola, Nevizade'de soğuk bir bira, açsam, midye belki, eskisi gibi değil Cumhuriyet Çorbacısı da kapanmış. Bira, fıstık yeter.

Zamanında Müslüm Gürses'i de canlı dinledik Taksim'de. Fotoğraf bana ait ve gerçek, küçük bir mekandı, en öndeydik.
İstiklal bayarsa araya Cihangir de eklenebilir. Ben arkadaşlar oradaysa uğrarım, yalnızsam Cihangir'e girip Cihangir tayfaya uzaktan burun kıvırmayı sevmiyorum.
Sonra devam Galatasaray'da bir içli köfte, güzel gider ucuz ve kaliteli. Sonrası Pera!
"Yahu buralar neydi ne oldu?" düşünceleriyle kaplı karışık bir zihinle rastgele happy hour'culardan birine otururum. Etrafta enteresan masalar olur kulak misafiri olurum, bilgisayarla biraz çalışırım falan. Sonra Karaköy'e iniş.
Karaköy'e nasıl inilir?
Galip Dede Caddesi'ndeyim, içeride biri darbuka çalıyor, ne kadar hoş bir sokak hissi uyandırıyor, sonra turizm denetçisi gibi ürünler ne yönde değişmiş, hangi ülkelerden insanlar var, Galata Kulesi'nde hala sıra var mı değerlendirmeleri.

Galata Kulesi aşağıdan. Sıra hala var mı, siz bakın. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Sonrası denize kadar 40+ için spor, eğim çok yüksek çünkü, muhteşem.
Karaköy'e inince nerede yenir?
Deniz seviyesine vardım, rakı+balık yapacaksam köprünün sağında veya solunda o günkü moduma göre bir meyhane seçerim, gündüz rakısı için. Yapmayacaksam köprünün altından veya üstünden geçer Sirkeci'ye varırım. Balık ekmek bize gelmiyor artık, Norveç somonu ve turşu amatör eğlendirir Sirkeci alt geçidi cik cik cik, dışın dışın sesli oyuncaklarının arasından ismini kaybettiğimiz Eminönü'ne varırım. Kokoreçse Gala, cağ kebapsa Erzurum cağ kebap. Ben tamamım.

Köprünün altından Eminönü'ne, karşıda Yeni Cami. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Sirkeci alt geçidi: cik cik cik, dışın dışın, siren sesleri bonus. Video: © Attila Erbilir

Mısır Çarşısı, 1664'ten beri Eminönü'nde. Fotoğraf: © Attila Erbilir
Sonra anneciğime gideceksem trene binerim, binmeyeceksem kuzey yakasına geri dönerim. Yürüyerek Beşiktaş (döner sever misin?) yapılabilir, harika bir rotadır o da. Sonra Üsküdar veya Kadıköy ile çeşitlendirebilirim.

Galata Köprüsü, 1880: Haliç'in iki yakası, o zamanki köprüyle birbirine bağlı. Fotoğraf: Abdullah Frères, Public domain, Wikimedia Commons.
Reklam değildir, deneyim paylaşımıdır.
İyi şeyleri bulup gösteriyoruz. İyimuz nedir?
Son yazılar
Tümü- Laos'ta "yavaş tekne"Hani herkesin bir kere tecrübe etmesi gereken şeyler vardır ya, bu tam onlardan biri. Mekong nehrinde 2 gün süren sakin, yavaş bir seyir. Tam anlatılmaz, yaşanır denecek türden bir deneyim.
- Gürcistan'da fıçı bira!?Gürcistan'da bira marketten alınmaz. Köşedeki dükkana girersiniz diye yapay zeka gibi başlamayacağız. Merkezde bir tekel var... 2sn dur, Hacı... 2sn dur [kısık sesle] Çok iyi
- Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern)Doğumu kabaca 532, yıl olarak. 1.500'e yakın yaşta, 336 sütunlu, biri ters biri yan iki Medusa'lı bir sarnıç. Justinianus'tan James Bond'a...


